Alsancak’ta yavaş akşam, Ceylan

Selam. Ben Ceylan, yirmi altı yaşındayım ve Alsancak’ta, denize bakmayan bir ara sokakta kendi evimdeyim. Boyum yüz altmış yedi, kilom elli beş. Saçım koyu, gözlerim kahverengi. Bu işte acele sevmem. Kapıyı açınca önce otururuz, çay gelir, ne istediğinizi siz söylersiniz. Öpüşmeden, konuşmadan yatağa geçmem. Geçen olursa da gece bana göre erken bitmiş sayılır. Yavaş tutmamın nedeni naz değil. Acele edenle ben uyuşmam, uyuşmayınca da ikimiz de yoruluruz. Kondom kullanırım. Kamera yok, ikinci kişi yok, iz bırakan oyun yok. Bunu ilk mesajda yazarım ki kapıda sürpriz çıkmasın. Komşu duvarı ince. Sesinizi alçak tutun, müziği siz seçmeyin, evde tek bir alçak liste vardır. Gece yarısından sonra zili çalmayın. Ben o saatte uyurum, sabah da işe giderim. Yavaşlık bende bir süs değil, uyum meselesi. Uyum yoksa süreyi uzatmak ikimize de eziyet olur. Onu kapıda anlarım, içeri alıp sonra bozmam.

Alsancak dışına aynı gece çıkmam. Otel istiyorsanız ilçede bildiğim bir yer var, evi bütün gece terk etmem. Adresi arkadaşınıza tarif etmeyin. Fırının köşesinden döner, zili bir kez çalarsınız. Sokakta el sallamam. Akşam yediden sonra yazın, öğlen market ve iş vardır. Parayı kapıda şaka yollu yeniden konuşmayın, şart baştan bellidir. Duştan sonra bornoz vardır, kendi havlunuzu getirmeniz gerekmez. Unuttuğunuz eşyayı aynı akşam alın, ertesi güne not bırakmam. İsmim Ceylan. Lakap takmayın. Yavaş bir akşam istiyorsanız doğru kapıdasınız. Bağırarak, koşarak, saatle yarışırcasına gelen başka ilan okusun. Benim evimde saat mutfaktaki saate göre akar, sizin aceleye göre değil. İkinci kez gelen, ilk geceki tempoyu hatırlar. Hatırlamayanı yeniden baştan anlatırım, ama acele huyu değişmezse üçüncü kez olmaz.