Editörün ayırdığı on İzmir sahnesi

İlginç ilan, bağıran ilan demek değildir. Sayfaya yüzlerce metin düşünce göz en çok bağıranı değil, bir geceyi gerçekten kuranı seçer. Bu hafta İzmir’den on sahne ayırdım. Hepsi başka semtte. Hepsi başka saatte. Hiçbiri diğerinin kapısını kullanmıyor. Okurken yaşa, süreye ve sınıra bakın. Fotoğraf vaadi aramayın. Bu kümede kapak yok, kadınlar kendilerini yazıyla bıraktı. Seçimi bağıran sıfata göre değil, kapının tarifine göre yaptım.

On sahneyi seçerken tek soru sordum. Kadın nerede görüşüyor, kimi içeri almıyor, günün hangi dilimini kendine ayırıyor. Alsancak’ta evini açan ile Çeşme’ye yalnız cumartesi inen aynı listede durunca okur şaşırıyor. Şaşırmasın diye her sahnenin başına semtini ve adını koydum. Başlık yetmez. Gövdeyi okumadan yola çıkan, kapıda şartla karşılaşınca darılıyor. Okur semt değişince kuralın da değiştiğini bu listede görsün isterim.

Meltem Alsancak’ta, denizi görmeyen bir ikinci katta oturuyor. Yirmi altı yaşında. Kapıyı açınca bağırmıyor, çay koyuyor, ceketi sandalyeye alıyor. Komşu duymasın diye evde müzik yok. Gece yarısından sonra zili çalanı içeri almıyor. Kondom kullanıyor ve bunu tartışmaya açmıyor. Onun gecesi mutfakta başlayıp kısa bir vedayla bitiyor. Sabah kahvesi yok, çünkü o saatte işe gidiyor. Alsancak’ın o ara sokağı kalabalıktır, Meltem’in evi o kalabalığı içeri almaz.

Meltem’le geçen saat Alsancak’ın o sokağında kalır. Başka bir kadının otel kuralını ona yapıştırmayın. O evine alır, sokağa inmez, iskelede beklemez. Ayakkabı çıkarılır, ses alçak tutulur, süre baştan konuşulur. Bunu mesajda şiirle uzatmayın. Gün ve saat yeter. O da sınırını aynı kısalıkta yazar. Uzun gece vaadi arayan, onun ilanında aradığını bulamaz. Onunla uzun gece pazarlığı yapmayın, ilan zaten süreyi yazmıştır.

Sevda yirmi üç yaşında, Bostanlı’da üniversitede. Ev adresi vermez. Sizin kaldığınız otele çıkar, lobide durmaz, oda numarasıyla kapıyı çalar. Ders günü akşam yediden önce yazılmaz. İki saat der, süreyi koridorda uzatmaz. Sarhoş gelenle oturmaz. İkinci bir arkadaş getirmeyin. Onun gecesi dersin bittiği yerde biter, kulübün kapandığı yerde değil. Sevda’nın gülüşü serbestlik değildir, ders saati durduğu yerde durur.

Sevda’nın yolu Bostanlı’dan otele, otelden de yeniden eve doğrudur. Kampüs kapısında buluşmaz, sınıfını anlatmaz, hocasının adını yazmaz. Gündüz hayatını bu sayfadan ayrı tutmasının nedeni utanç değil, düzen. Düzeni bozan mesajı kısa keser. İkinci kez gelen kişi ilk seferki kuralı yeniden pazarlık konusu yapmasın. Kural aynı kalır, yalnız selam kısalır. İkinci gelişte de aynı oda kuralı geçerlidir, gevşeme vaadi yoktur.

Nermin yirmi sekiz yaşında, Konak’ta, Kemeraltı’nın bir sokak içinde kendi evinde. Han kapısından tarif vermez, çünkü orada kaybolursunuz. Size bir fırının adını yazar, oradan iki dakika yürürsünüz. Sokakta el sallamaz. Zili çalarsınız. Öğle vakti çarşı bağırırken randevu almaz. Akşam altıdan sonra ev sakinler, o saat ona göredir. Nermin çarşının içine değil, çarşının bir sokak ardına alır.

Nermin’in evinde ayakkabı çıkar, çay içilir, ne istendiği bir kez söylenir. Kondom vardır. Anal yoktur. Kamera yoktur. İkinci kişi yoktur. Bunları duyan ısrar ederse gece başlamadan biter. Sabah erkenden işe gider. Gece yarısını geçen kişiye yol tarifi yapmaz. Unutulan eşya aynı akşam alınır, ertesi gün kargolanmaz. Evi seviyor, çünkü kuralı kendisi koyuyor. Eşyayı ertesi sabah kapıda unutmayın, o saatte ev boştur.

Feraye yirmi iki yaşında, Bornova’da okuyor. Kampüs kapısında durmaz, görünür yerde buluşmaz. Ders bitince otele gelir, iki saati geçmez, akşam yedide başka bir derse döner. O yüzden öğleden sonrayı ayırır, gece yarısını değil. Adres vermez. Hoca, sınıf ve numara soranla konuşmayı keser. Gündüz hayatı ile bu sayfa birbirine değmesin ister. Feraye numarasını, sınıfını ve hocasını bu sayfadan ayrı tutar.

Feraye süreyi ders ziline göre keser, bahane üretmez. Kondom kullanır. Acele etseniz de saati uzatmaz, çünkü kaçırdığı ders bütün haftasını bozar. Bornova dışına aynı gün geçmez. Akşam yedi duyurusuna cevap veremez. Onun ilanını gece ilanı gibi okumayın. Öğleden sonra yazılmıştır ve öğleden sonra biter. Bunu kapıda öğrenmeye kalkmayın. Öğleden sonra biten bir ilanı gece ilanı gibi okumak kapıda bozar.

Pakize otuz yaşında. Çeşme’de yaşamıyor, cumartesi sabahı iniyor, pazar akşamı dönüyor. Kaldığı yer otel, ev değil. Kumsalda, barda, açık terasta buluşmuyor. Oda numarasını mesajda istiyor, lobide beklemiyor. Pazar akşamı son otobüs takviminin parçası. Yetişemeyen kişi haftaya kalır. Aynı gece ikinci bir oda açmaz. Pakize’nin otobüsü kaçarsa hafta uzamaz, bir sonraki gelişe kalır.

Pakize’nin iki günü sıkıdır. En fazla birkaç kişi, her birine ayrı saat, kimse üst üste binmez. Şehre yorgun iner, ilk saati toparlanmaya ayırır. Kondom kullanır. Gece kulübü ve açık mekan yok. Yaz kalabalığını içeri almaz. Çeşme’ye her hafta söz vermez, ayda bir iner. Onu ilçede sürekli sanmayın. Bavulunu perşembe değil, cumartesi indirir. Kumsal daveti onun metninde yoktur, olanı ona eklemeyin.

Serpil yirmi dokuz yaşında, Karşıyaka çarşısının içinde, iskelede değil. Vapur inince ilk on dakika mesaj okumaz, çünkü sokak dolar ve o kalabalığa karışmaz. Evi sakin bir ara sokaktadır. Rüzgar sertse pencereyi kapatır. Çarşı bağırmasın diye öğle saati vermez. Akşam olur, perde iner, çay demlenir. Onunla sahilde yürüyüş pazarlığı yapmayın. Serpil vapurun boşalmasını bekler, kalabalıkta el sallamaz.

Yıldız otuz bir yaşında, Gaziemir’de gündüz başka bir işte. Yediden önce telefonu sessizdedir, iş çantasındadır, bu sayfaya bakmaz. Akşam ya evindedir ya da ilçedeki otelde. Ofise, depoya, mesai bitmemiş bir masaya gelmez. İş yerinin adını soranla konuşmayı keser. Sabah erken kalkacağı için gece yarısını geçirmez. Onun saati mesai kapanınca başlar. Yıldız’ın iş çantası bu sayfaya açılmaz, akşam ayrı bir telefondur.

Halime yirmi yedi yaşında, Urla’da rüzgarı ciddiye alır. Açık teras yok, iskele yok, çarşıda beklemek yok. Perde kapanır, süre içeride biter. Kasabaya yeni indiği için geceyi kısa tutar, uzak semte söz vermez. Sarhoş gelenle oturmaz. Yolu henüz mahalle mahalle öğreniyor. Onu yazlık bir kalabalık sanmayın. Kışın da oradadır, yalnızca pencere daha sıkı kapalıdır. Halime rüzgarı bahane etmez, pencereyi gerçekten kapatır.

Nadide otuz iki yaşında, Bayraklı’da bir plazadan çıkınca kendi evine döner. Lobiye gelinmesini istemez, turnikeden geçirmez, kartlı kapının önünde buluşmaz. İş adını, kat numarasını, hangi firmanın olduğunu yazmaz. Mesai bitince duş alır, ancak ondan sonra bakar. Yediden önce gelen mesaj akşama kalır. Onunla ofiste kahve içilmez. Evde ya da ilçedeki otelde görüşülür. Nadide turnike önünü buluşma yeri saymaz, sayanla konuşmaz.

Fahriye otuz dört yaşında, Foça’da kışı yaza tercih eder. Kale önü, balıkçı barınağı ve yaz kalabalığı onun tarifi değildir. Evi içeridedir. Yazın kapıyı seyrek açar, kışın daha rahat eder. Bağıran sahili içeri almaz. Kondom kullanır, süreyi baştan söyler, gece yarısını uzatmaz. Onu sezonluk sanmayın. Sezon bitince de aynı evde, aynı kuraldadır. Fahriye yazın seyrek yazar, kışın aynı evde daha rahat eder.

On sahnenin ortak noktası bağırarak yazılmamış olmaları. Farkları semt, saat ve sınır. Bu hafta bunları öne aldım. Haftaya liste değişebilir, çünkü kadınların takvimi değişir. Değişmeyen şey, ilanı sonuna kadar okumak. İlk cümlede karar verip ikinci cümledeki şartı atlayan kişi kapıda darılır. Darılmasın diye her sahneyi ayrı kurdum. İzmir geniş. Her kapı kendi anahtarıyla açılır. Haftaya başka on sahne gelebilir, bu on kendi semtinde kalsın.