Tek başına yaşamak ilk ay ferahlatır. İkinci ay evin sesi yalnızca buzdolabı olur, üçüncü ay balkon yetmez. İzmir’de bu ferahlık bazen bir akşam yürüyüşü, bazen bir ilan sayfasıdır. İkisi aynı şey değil. Yürüyüş hava alır. İlan ise bir insan çağırır ve o insanın da kendi akşamı, kendi sınırı, kendi yorgunluğu vardır. Onu bir boşluk doldurucu sanmayın. O da kendi haftasını yaşamaktadır. Balkonun yetmediği akşamda hemen birini çağırmak da çözüm olmayabilir.
Yalnızlığı bölmek istiyorsanız karşınızdakinin de yalnız olabileceğini kabul edin. O size sevgili olmak zorunda değil. Siz de ona dert ortağı olmak zorunda değilsiniz. Bir akşam, bir semt, bir saat. Konak’ta, Buca’da, Menemen’de aynı ihtiyaç farklı kapılardan girer. Biri çay koyar, biri otel odasına çıkar, biri hafta sonu iner. Üçü de yalnızlığı bölür, üçü de evlilik kurmaz. Bunu karıştıran, ertesi gün daha yalnız kalır.
Haftayı bölmenin yolu her gece birini çağırmak değildir. Ayda bir, temiz bir buluşma, bazı insanlara yeter. Her gece arayan kişi bir süre sonra ilan metinlerini birbirine karıştırır, adları şaşırır, semtleri şaşırır. Kadınlar bunu fark eder. Fark eden, ikinci mesajı daha kısa yazar ya da hiç yazmaz. Siz de kendi haftanızı tanıyın. Sonra kapıyı çalın. Kapıyı her akşam çalan, sonunda açık kapı bulamaz. Adları karıştıran kişi, ikinci kapıda ilk kadının kuralını arar.