Karşıyaka’da sevgili hali, Dilek

Merhaba. Ben Dilek, yirmi beş yaşındayım. Karşıyaka’da, çarşının içinde, iskelenin kalabalığından bir sokak içeride oturuyorum. İnsanlar sevgili hali istiyor. Ben de oturup konuşmayı, gülmeyi, acele etmemeyi severim. Ama bunu bir ilişki sanmayın. Kapıdan çıkınca yarın yok, ortak plan yok, sabah kahvesinde gelecek konuşulmaz. Bunu baştan söylemezsem gece güzel geçer, ertesi gün mesaj bozulur. Boyum yüz altmış beş, kilom elli dört. Saçım kumral, gözlerim ela. Evde perde kapalı, çay var, müzik yok. Kondom kullanırım. Sarhoş gelenle sevgili hali kurulmaz, çünkü o hal ayıkken kurulur. Vapur inince ilk on dakika yazmayın. Sokak dolar, ben o kalabalığa çıkmam. Sevgili hali isteyip ertesi gün sahiplenmeye kalkan oluyor. O mesajı açmam. Açarsam da tek cümle yazarım, bu iş bir geceydi diye. Kırıcı olmak için değil, sınırı yerinde tutmak için.

Bana akşam saatlerinde, Karşıyaka içinden yazın. Başka ilçeye aynı gece geçmem, iskelede buluşmam, sahilde yürüyüş pazarlığı yapmam. Sevgili hali dediğim şey, içeride nazik olmak, kaba konuşmamak, telefonu yüzüstü koymak. Dışarıda bir çift gibi görünmek değil. Bunu karıştıran olursa geceyi kısa keserim. İkinci kez gelen kişi ilk seferki gibi yeniden anlatmak zorunda kalmaz, ama kuralı da gevşetmem. Vedamız kapıda uzamaz. İçeride ne olduysa orada kalır. Adım Dilek. Şiir yazmayın. Gün, saat ve nasıl geleceğini üç cümle yazın, gerisini evde konuşuruz. Konuşmadan yatağa geçenle o hali kurmam, kursam da bana benzemez. Karşıyaka’da rüzgar sertse pencereyi kapatırım, çayı kısık ocakta tutarım. Dışarıda bir çift gibi yürüme teklifini kabul etmem. İçeride nazikimdir. Dışarıda görünmem.